Home / 9ada1deniz / Marmara Denizi’nde fitoplankton patlaması
marmara_oli_20015137_lrg

Marmara Denizi’nde fitoplankton patlaması

Karadeniz ve Akdeniz’in kesişim noktası olan Marmara’da, tıpkı Karadeniz’deki gibi yüzey tabakası daha az tuzluyken dip kısımları daha tuzlu bir halde. Yüzey kısmı Karadeniz’den gelen akımla ve nehirlerle besleniyor. Okyanusun 2/3’ü seviyesindeki tuzluluk oranı bitki-benzeri (ototrof) organizmaların -fitoplanktonlar- rahatça çoğalmasına olanak sağlıyor.

Bu uydu fotoğrafında Marmara Denizi’ni görüyorsunuz. Sağ üst köşede beton yüküyle İstanbul kendini belli ediyor, az aşağısında Prens Adaları, daha da aşağısında Yalova. Sol üst köşe Marmara Ereğlisi, güneyde bütün azametiyle Kapıdağ duruyor.

marmara_oli_20015137_lrg

Fotoğrafta görülen ipliksi ağlar, deniz akıntılarıyla sürüklenen mikroorganizma topluluklarından başka bir şey değil.

Karadeniz ve Akdeniz’in kesişim noktası olan Marmara’da, tıpkı Karadeniz’deki gibi yüzey tabakası daha az tuzluyken dip kısımları daha tuzlu bir halde. Yüzey kısmı Karadeniz’den gelen akımla ve nehirlerle besleniyor. Okyanusun 2/3’ü seviyesindeki tuzluluk oranı bitki-benzeri (ototrof) organizmaların –fitoplanktonlar– rahatça çoğalmasına olanak sağlıyor.

Fitoplankton adı Yunanca “bitki” anlamına gelen φυτόν (phyton) kelimesi ile “gezici” anlamına gelen πλαγκτός (planktos) kelimesinden geliyor. Bu canlılar da tıpkı bitkiler gibi fotosentez yapıyorlar.

Fitoplankton patlamasının esas sorumlusu ise çoğunlukla kirlilik kaynaklı besin (nütrient) bolluğu. Örneğin nehirlere karışan gübre kimyasalları, deterjan artıkları ve elbette insan faaliyetleri. Doğada çözülmeyen atıklar kadar çözülenler de problem yaratıyor.

Bu kare, Landsat 8 uydusundaki Operasyonel Yer Görüntüleyici (Operational Land Imager) ile 17 Mayıs 2015 tarihinde yakalanmış.

Sarı-yeşil ve kırmızı-mor renkler farklı türlere işaret ediyor. Sadece planktonların yoğunluğunu göstermekle kalmıyor, etrafı karalarla çevrili Marmara Denizindeki girdap ve akıntıları da ortaya çıkartıyor. Eğer büyük resme bakarsanız, gemilerin güzergahlarındaki iplik hatlarında bıraktıkları izleri bile görebiliyorsunuz.

Deniz Bilimleri Enstitüsünden Barış Salihoğlu ve İstanbul Üniversitesi’nden Ahsen Yüksek’in belirttiğine göre planktonların çoğunluğunu Prorocentrum micans ve Noctiluca scintillans türleri oluşturuyor. Denizden örnekler alarak yaptıkları çalışmalar neticesinde bu iki bilim insanımız önce Prorocentrum’un nüfus patlaması yaşadığını, sonrasındaysa Noctiluca baskın hale geldiğini bulmuşlar.

Bu türler insan için doğrudan zehirleyici değil ancak denizdeki oksijeni tüketerek ötrofikasyon dediğimiz olaya sebebiyet verip daha büyük canlıların ihtiyaç duyduğu oksijen seviyesini aşağı çekebiliyorlar (kimi toplu balık ölümlerinin sebebi). Ayrıca balık solungaçlarımda birikerek ve amonyak miktarını arttırarak da denizde yaşayan diğer canlıların yaşamını olumsuz etkileyebilmekteler.

Kaynakta bir de şu ilginç not verilmiş: Noctiluca başlangıçta fotosentetik (fotosentez yapıyor) gibi davransa da sonradan ortamdaki diğer planktonları yiyerek heterotrofik tarafa geçiyor. Bu sırada rengi de değişmekte.

kaynak: earthobservatory.nasa.gov

 

link: http://astroturk.net/marmara-denizinde-fitoplankton-patlamasi/

About 9ada1deniz

Check Also

20708338_10155221875218591_3707007977840799566_n

“Planlarımız”da Hayvanlara Yer Var mı?

  “Bir ütopya doğurup kendini buna hasredemeyen bir toplum, köhneleşme ve yıkım tehdidiyle karşı karşıyadır ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir